AKÇAKOCA DENİZ KAMPI VE DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ
11-12 TEMMUZ CUMARTESİ- PAZAR
Yürüyüş Lideri: Giray ŞENAY
1.GÜN: Sabah belirtilen saatlerde katılımcılarımızı alarak Akçokoca’ya yolculuğumuza başlıyoruz. Uygun bir yerde kahvaltımızı yaptıktan sonra Akçakoca’nın görülmeye değer doğal güzelliklerinden Aktaş Şelalesi Ekoturizm Alanı’na geçiyoruz. Ahşap yürüyüş parkurunda yürüyüş yapıp Şelale’yi ve etrafını geziyoruz. Burada geçireceğimiz zaman sonrası kamp alışverişimizi yapıp kamp alanımıza geçiyoruz.

Aktaş Şelalesi, İstanbul ve Ankara’nın sahille kesiştiği noktada bulunan Düzce’nin Akçakoca ilçesinin Aktaş köyü sınırlarındadır. Düzce'ye 55 km, Akçakoca İlçesine 11 km mesafede bulunan şelale, doğası, çevresindeki zengin bitki örtüsü ile dikkat çekmektedir. Bölgeye deniz turizmi için gelen turistlerin önemli keşif noktalarından biri olan Aktaş Şelalesi, 50 m yüksekten düşen suyun sesi ve etrafını saran yeşillikler arasında trekking, foto-safari gibi doğa sporları için oldukça uygundur.
Aktaş Şelalesi aynı zamanda Akçakoca’nın önemli yürüyüş parkurlarından biridir. Akçakoca çevre yolu Göktepe köyü ayrımından yürüyüşe geçilen parkur 10 km’dir. Çoğunlukla dere kenarını takip eden orta zorlukta bir parkurdur. Aktaş Vadisiyle devam ederek şelaleye ulaşılmasıyla son bulur.

Çadır kurulumu ve serbest zaman sonrası öğleden sonra Fakıllı Mağarası’nı ziyaret ediyoruz. Akçakoca merkeze geçip akşam yemeği ve serbest zaman sonrası Ceneviz Kalesi’ni ve Plajı’nı gezip günbatımını izliyoruz. Sonrasında kamp yerimize dönüyoruz.

Fakıllı Mağarası, Düzce’nin Akçakoca ilçesinin 8 km güneydoğusundaki Fakıllı köyünde bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından I. derece sit alanı olarak tescillenmiştir. Bulunduğu köyden ismini alan mağaranın toplam uzunluğu 1.017 m ziyarete açık alanı ise 350 m’dir.
Doğal özellikler taşıyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler, sarkıt ve dikitler vardır. Özellikle beyaz oda olarak anılan bölgeler damlataş bakımından zengindir. Mağaraya yağışlı dönemlerde düden girişler ile önemli oranda su girişi vardır. Çok dönemli gelişimi karakterize eden şekil ve yapılara sahip olan Fakıllı Mağarası yarı aktif bir mağaradır. Yüzeye yakın bir noktada bulunması nedeniyle yaz ve kış mevsimlerinde büyük farklılıklar gösteren nemli, sıcak ve serin bir havaya sahiptir. Mağaranın havasının astım ve nefes darlığı hastalığına iyi geldiği söylenmektedir. Mağaranın çevresi yapılan düzenlemeyle piknik alanı olarak kullanılmaktadır.

2.GÜN: Öğle saatlerine kadar deniz keyfi yaptıktan sonra çadırlarımızı toplayıp aracımıza yerleştiriyoruz. Akçakoca tarihi çarşısını gezip yöresel ürün pazarında alışveriş yaptıktan sonra İstanbul dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.
Akçakoca, Karadeniz kıyı şeridinde 35 km uzunluğunda bir kumsala sahiptir. Özellikle 1950'den sonra turistik bir yer hâline gelmeye başlamıştır. Bunda özellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere 3 saatlik bir uzakta olmasına bağlıdır. Ankara ve İstanbul'dan sonra Zonguldak ve Bursa'dan oldukça turist çekmektedir. Akçakoca denizi ve kumsalından başka bitki örtüsü bakımından bakir güzelliğiyle de turistleri çekmektedir. Ziyaretcilerin gece olduğunda kesinlikle ziyaret ettiği ve şehir halkının geceleri çıkıp dolaştığı Çınar Caddesi adını cadde boyu bulunan ağaçlardan almaktadır. Kayın, kestane, ıhlamur, çınar, meşe ağaçlarından oluşan bitki örtüsü tatilcileri çekmektedir.[3] Fındık üretimi halkın gelirinde büyük rol oynamaktadır.
Akçakoca ve çevresinden tarihi hakkında kesin bilgi ve belgeler olmamakla birlikte bölgede yapılan kazılar sonucunda elde edilen bir takım eşyanın MÖ 1220 yıllarında Trakya yolu ile Anadolu'ya geçen Trak Kabilelerine ait olduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde "Dia-Diospolis" yani "Parlayan Şehir" adıyla önemli bir liman ve ticaret merkezi olarak tanınır.[5]
1185-1200 Yıllarında Ceneviz kalesi civarında kurulu olan Hristiyan köylerini buraya daha sonra gelen Selçuklu obaları tarafından yağma ve talan edilince buradaki Hristiyan halk imparatora şikâyet ederler, imparator bunun üzerine Romanya Dobruca'daki Peçenek, Uz, Kuman gibi Türklerin silahşör obalarını buralara Türkmenlere karşı tampon amaçlı getirip yerleştirir. Osmanlılarla-Selçuklular daha sonra kaynaşırlar.
